Kendini bil bardağı ya da diğer bir adıyla Adalet kupası.Bu bardağı ve hikayesini çok sevdiğim bir dostum anlatmıştı bana. Daha sonra bir Yunanistan Samos Adası seyahatimde uzun uzun aradıktan sonra nihayet bulabilmiştim bir tane. Şu anda evimde güzel bir köşede yerini aldı.

“Kendini bil bardağı”, Yunan filozof ve matematikçi Pisagor’un buluşu olan bu bardağın çok önemli ve anlamlı biz özelliği bulunuyor. Ünlü düşünür, çan biçimindeki bu kupaya değişik bir özellik sakladı. Pisagor’un, altı delik bir şekilde tasarladığı bu bardağın içindeki sıvı dökülmüyor. Ne zaman kupaya doldurulan sıvı sınır çizgisini aşarsa işte o zaman içindekiler de son damlasına kadar yere dökülüyor. Samos Pisagor’larına ödünç verilen bu kupa, her müridin eşit miktarda şarap içmesini sağlıyordu. Müritler kupayı sınır seviyeye kadar doldurursa, içkisinin tadını huzur içinde çıkarabilirdi. Ancak açgözlülük ve arsızlık yaparsa, kupa içindeki şarabı dibinden akıtırdı. Ne kadar akıllıca değil mi? Eeeee tabi Pisagor bu….

Bence de bu kupa “ açgözlülük” ve “arsızlık” için muhteşem bir metafor. Aslında tam olarak bizim de çok sık kullandığımız “Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olma” deyiminin vermek istediği mesajla birebir aynı.

Bu kupa biraz da bana iş hayatını çağrıştırıyor. Neden mi? İş hayatı oldum olası vahşi gelmiştir bana. Yani davranışlarımızı uyarlamayıp, başkası gibi olmaya çalışmadığımız ve aynı zamanda kabul gördüğümüz ve onaylandığımız bir yer olamaz mıydı burası? Pisagor’un müritleri gibi hep “en, en”, “hep bana hep bana” diye düşünürek en fazlasına, en büyüğüne sahip olmak için kendimizi hırpaladığımız bir yer olmak zorunda mıydı? Uyguladığımız performans değerlendirme, yetenek yönetimi, ödüllendirme süreçleri daha geniş kitlelerin yani daha fazla kişinin faydasına olacak şekilde kurgulanamaz mıydı? Hiyerarşi ile gelen daralan piramitler daha mutlu organizasyonlar için yerini daha eşit kazanımlar sağlayan çemberlere bırakamaz mıydı? Bilgisi olan değil de fikri olan insanların sesinin çok çıktığı bir yer olmak zorunda mıydı? Kendisine verilecek şirket arabasının rengi için pazarlık yapan arsız yöneticilerin kabul görmediği bir dünya olamaz mıydı? Tüm bunlar olduğunda adalet kupamız altından damlatamaz mıydı? Bugüne kadar pek olmadı. Ancak 21. yy organizasyonlarında ben bunun olacağından eminim, umutluyum.

Ama nasıl? Henüz ben de yanıtları bulmuş değilim. Siz bulursanız lütfen paylaşın.

Gezin Cankat Acarbay

Restartlab is a cross-industry think tank organization that uses co-creation for solving real world business problems and redefining the “work” concept.

Restartlab is a cross-industry think tank organization that uses co-creation for solving real world business problems and redefining the “work” concept.