Hieronymus Bosch, Dünyevi Zevkler Bahçesi

Sanırım iş hayatında çok sık duyduğumuz ve yapıyor olmayı önemsediğimiz, söylerken “neden” diye üzerinde belki de pek düşünmediğimiz, alışagelmiş bir söylem; hizalanalım ya da “align” olalım. Hiç düşündünüz mü, iş yaşantımızdaki sıradan bir haftada belki de kaç kere hizalanmak için toplantı yapıyoruz? Bu görüşmelerdeki tüm katılımcıları düşündüğümüzde sırf hizalanacağız diye ne kadar fazla zaman, emek ve iş gücü kaybı yaşıyoruz? Bazı sorular sorarak sizleri “hizalanmak” üzerine birlikte düşünmeye davet etmek isterim. Ben hızlıca aklıma gelenleri sormaya, bazen minik cevaplar vermeye çalıştım. Siz de bu sorulara eklemek, sorgulamayı genişletmek isterseniz yorumlarla katılın lütfen.

Öncelikle, neden bu kadar hizalanmaya çalışıyoruz ki? Ya da belki de neden bu kadar hizasızız? Ayrıca, hizalanmak bu kadar da kritik mi? Hizalanmak için harcanan eforun farkında mıyız? Bu harcadığımız efor bütçemizin içerisinde bir kalem olsaydı, onu bu şekilde satın almaya devam eder miydik? Kendi deneyimlerimden, genelde onay almak ya da şirket içerisinde iş alışverişi yapabilmek (yani bağımlılıkları yönetebilmek) için hizalanmaya çalışıyoruz diye görüyorum. Buna çalıştıkça da yavaşlıyor ve belki de kendi ellerimizle bürokrasi yaratıyoruz.

Onay mekanizmalarını minimize etsek hizalanma ihtiyacını da minimize edebilir miyiz? Onay mekanizmaları yerine otonom takımlar ve radikal şeffaflık çok daha hızlı ve basit bir çözüm. Burada da akla gelen ilk soru; ya takımlar yanlış karar alırsa? Genelde korkumuz bu. İyi ama mevcut durumda yöneticilerin aldığı kararlar gerçekte ne kadar veriye dayalı ve doğru? Doğru karar alma ya da yanlış yapmama durumunu, veriye dayalı şeffaflıkla ve hızlı adımlar atıp hatadan çabuk öğrenebilmekle çözebilsek? Doğru yapmak için (ya da onay almak için) hizalanmaya harcadığımız maliyet mi daha fazla yoksa küçük hataların götürüsü mü? Peki, ya küçük hataların yarattığı potansiyel öğretilerin kazancı, maliyetten bunu da düşmeli mi? Doğru yapacağız diye kaybettiklerimiz neler?

Diğer unsur olarak da şirket içerisinde iş alışverişi yapabilmek için hizalanmaktan ya da bağımlılıkların yönetiminden bahsetmiştim. Bunun yerine, yine otonom yapıda kendi başına hareket eden güçlü küçük takımlarımız olsa, diğerlerini beklemeden en azından küçük ilk adımları kendi başlarına atabilseler? Böylece, daha deneysel ve hızlı olmazlar mı? Hizalanmak uğruna kaçan fikirlerin maliyeti acaba şirketlerimiz için ne büyüklükte? İlla her yetenek takımda mı olmalı? Ya peki bu güçlü takımlar illaki şirket içerisinden hizmet almak zorunda mı olmalı? Takımlar hızlı ilerleyebileceğini düşündüğü alanlarda dışarıdan hizmet alarak yetkinlik eksiklerini (bağımlılıklarını) kapatabilseler? Gerçekten kendi bütçelerinin sahipleri olsalar? Şirket içi üretim rekabetinden sonuçta pazardaki kullanıcılar kazanç sağlamaz mı? Şirket içi hizalanma yükünü azaltıp üretkenlik kazanamaz mıyız?

Ayrıca, şirket içerisinde bir birimizle hizalanmanın pazar ekonomisine katkısı var mı? Kullanıcı için bunun bir önemi ya da anlamı var mı ki? Öyleyse, şirket içerisinde birbirimizle iş birliği yapmak ya da onaylar almak için hizalanmaya çalışmak yerine, acaba şirket içerisindeki herkesin hizalanması gereken tek bir net alan yaratılamaz mı? Belki de bu alanın zaten, o şirketin var oluş amacı olması gerekmiyor mu? Bir şirketteki her bir bireyin ya da takımın tek derdinin şirketin var oluş amacına hizalanmak ve bu amaç uğruna pazardaki ihtiyaçları anlamak olması yeterli değil mi? Bir şirketin amaca ve pazardaki değişen/gelişen ihtiyaçlara hizalanmak dışında hizalanması gereken başka bir stratejinin varlığı ne kadar anlamlı? Strateji oluşturacağız derken, bu stratejilere hizalanacağız derken ne kadar emek harcıyoruz? Ne kadar emek harcarsak harcayalım sonuç hizalanmış ve benzer yöne hareket eden bir yapı ortaya çıkartabiliyor mu? Hizalanıp benzer yöne hareket ediyor olsak inovasyonu kısıtlamış olur muyuz? Hizalanıcaz diye benzerlikler mi yaratıyoruz? Farklılıkların gücünden mi oluyoruz? Büyümek için stratejiler yerine ihtiyaçlara (ki anlık değişebiliyorlar artık ve stratejileri boşa çıkartabiliyorlar) odaklanmak ve onlarla hizalanmak tek önemli öncelik olsa yetmez mi? İhtiyaçlarla yönlenmek için veri toplamak, pazarı gerçekten dinlemek ve böylelikle direksiyonu veriye bırakmak nasıl olur?

Bunların da ötesinde, hizalanmayı bir birimizin dünyasını tanımak için kullansak? Şirketler içerisinde birbirimizi ne kadar tanıyoruz? Tanışıklığı ve paylaşımı arttırsak, hizalanmayı sosyal kapitali büyütmek için kullansak? Ama buna hizalanma diyerek soğuklaştırmasak?

Özetle, şu anki kullanımıyla gerçekten şirket içi hizalanmanın bir değeri var mı, yoksa sağladığını düşündüğümüz değerden çok daha fazla götürüsü mü var?

Mehmet Yitmen

Restartlab is a cross-industry think tank organization that uses co-creation for solving real world business problems and redefining the “work” concept.

Restartlab is a cross-industry think tank organization that uses co-creation for solving real world business problems and redefining the “work” concept.